İŞVERENİN MADDİ TAZMİNAT ÖDEME BORCU
Maddi tazminat borcunun oluşması için, işçinin maddi zarara uğraması şarttır ve işçi, uğradığı zararı ispat etmekle yükümlüdür.
İşveren, oluşan iş kazası yahut meslek hastalığında kusursuzluğunu ispatlayamazsa işçinin uğradığı zararları tazmin etmek zorundadır.
İşverenin maddi ve manevi tazminat sorumluluğu TBK m. 417’de şu şekilde düzenlenmiştir :
“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Bedensel zarar, kişilik haklarının ihlali ve ya ölüm hallerinde; işçi ya da ölen işçinin yakınları sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluğa göre maddi-manevi tazminat talebinde bulunabilirler.
Ölüme bağlı zararlar özellikle: Cenaze giderleri, Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması yahut kaybından doğan zararlar, Ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıplarıdır.
Bedensel zararlar ise özellikle: Tedavi giderleri, Kazanç kaybı, Çalışma gücünün azalması yahut kaybından doğan zararlar, Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlardır
Maddi tazminat hesaplamasında işçinin maaşı ile ilgili dikkat edilen hususlar:
- İşçinin Brüt ücreti esas alınır.
- Yemek, yol, prim, ikramiye, fazla mesai gibi düzenli ve süreklilik arz eden yan ödemeler de dahil edilir.
- Sosyal yardımların niteliği dikkate alınarak hesaba katılıp katılmayacağı değerlendirilir.
- Net Kazanç Belirlenir: Yukarıda belirtilen brüt ücret ve ek ödemelerden, SGK primi ve vergiler düşülerek net kazanç tespit edilir. Bu kazanç, işçinin kazadan önceki gelir seviyesini yansıtır ve tazminat hesabının temelini oluşturur.
Faizin Başlama Tarihi:
Eğer işverenin kusuru açık ve net şekilde sabitse (örneğin ölüm veya ağır yaralanma), faiz iş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren işletilir.
Kusur oranı ve tazminat miktarı dava sürecinde belirlenmişse, mahkemeler faiz başlangıcını dava tarihi olarak kabul edebilir.
Yargıtay, iş kazası sonucu oluşan zararların “muaccel” (ödenebilir hale gelmiş) olduğu kaza tarihinde işverenin zararı telafi etme borcunun başladığını kabul eder. Bu nedenle çoğu durumda kaza tarihinden itibaren yasal faizle tazminata hükmedilir.
İŞVERENİN MANEVİ TAZMİNAT ÖDEME BORCU
TBK m. 56 düzenlemesi manevi tazminatı şu şekilde tanımlamaktadır: “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”
Davacı, iş kazası veya meslek hastalığının sonucunda ölüm meydana gelmemişse; kazaya ya da hastalığa uğrayan ve manevi zarar gören işçinin kendisidir. Ancak TBK m. 56 uyarınca ağır bedensel zararın varlığı halinde, zarara uğrayan işçinin yakınları da manevi tazminat talebiyle işçi ile birlikte davacı tarafta bulunabilecektir.
İş kazası veya meslek hastalığına uğrayan işçinin ölümü ile olay sonuçlanmış ise manevi tazminat davasının davacı tarafı, ölen işçinin acı ve ıstırap duyan yakınlarıdır.
Manevi tazminat davasının davalısı ise haksız fiili ile zararın oluşmasında kusuru bulunan herkes olabilir.
Yargıtay’ın Soma’daki maden faciası olayına ilişkin verdiği bir kararında manevi tazminata ilişkin şu ifadelere yer vermiştir : “ Asıl olan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.”

Hurrah! After all I got a blog from where I know how to truly obtain useful facts regarding my study and knowledge. Lil Flem Honey