BOŞANMANIN ÇOCUĞA İLİŞKİN SONUÇLARI

Boşanma, karı koca arasında evlenme ile kurulan hukuki ilişkiyi değiştirerek birtakım sonuçlar ortaya koyduğu gibi; müşterek çocuğa yönelik de pek çok hukuki sonuçları içermektedir. Çocuğa yönelik verilen kararlar boşanma sonrasında çocuğun geleceğini etkileyeceğinden bu konuda son derece hassas olunmalıdır.

VELAYET

Biyolojik ana ve babadan başka birisi velayet hakkına ehil olamaz. Bu nedenle örneğin nenelerin, dedelerin, ablanın, ağabeyin, amcanın, dayının, halanın, teyzenin, koruyucu ailenin velayet hakkı bulunmamaktadır. Ancak bu kişiler velayet hakkı sahibine yardım etmekle yükümlü tutulmaktadırlar.

BOŞANMA HALİNDE VELAYET HAKKININ DÜZENLENMESİNE İLİŞKİN TEMEL ÖLÇÜLER

ÇOCUĞUN YAŞI

Velayetin hangi tarafa verileceğini belirlemede, çocuğun yaşı önem arz eder. Çocuğun hayatında ana babanın önemi eşit kabul edilse de, küçük çocuğun velayetinin, çocuğun yararını olumsuz etkileyen bir durum olmadıkça, yaşı dikkate alınarak anaya verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

ANA BABANIN AHLAKİ DEĞER YARGILARI

Ana babanın, toplumun değer yargılarına ters düşen ahlaksal değer yargıları ve yaşam biçimi, çocuğun yararını etkiliyorsa hakim bu durumu göz önünde bulundurmalıdır.

“Baba esrar bağımlısıdır. Küçüğün velayet hakkının ona verilmesi ruh sağlığına olumsuz etki yapacağından uygun bulunmamıştır”

 “Davalı ananın gerçekleşen ahlaki temayülleri karşısında 1981 doğumlu küçüğün, geleceğine yönelik tehlikelerin önlenebilmesi bakımından velayetinin babaya verilmesi gerekir”. (Y. 2. HD., 06.05.1985 T., 4103/4305)

“Anne dolandırıcılık suçundan yargılanıp mahkum edilmişse, çocuğun geleceği ve gelişimi düşünülerek böyle bir anneye velayet verilmemelidir” (Y.HGK.,24.09.1994T.,2-283,539)

“Anne çocuğu devamlı dövüyorsa, küçüğün velayet hakkı babaya verilmelidir” (Y. 2. HD., 05.05.1998 T., 3161/5391)

ÇOCUĞUN GÖRÜŞÜ

Çocuğun velayetine ilişkin görüşü, hâkimin çocuğun yararına karar verebilmesi için dikkate alması gereken bir husustur.  Ancak, çocuğun ana ya da babası arasında seçim yapmaya zorlanarak duygusal yönden yıpranabilir. Taraflardan birinin baskısı ile görüşünü belirtebilir. Bu durumda da hâkimin çocuğun gerçek görüşünü bilemeyeceği gibi durumlar ortaya çıkabilir.  Hâkim, çocuğun gerçek isteğinin ortaya çıkarılabilmek için başka bilim dallarından yardım isteyerek, uzman bilirkişilerin raporlarına göre karar vermelidir. Çocuğun görüşü alınırken; uzman psikolog eşliğinde adli görüşme odalarında özel bir görüşme sağlanmalıdır.

ÇOCUĞUN ALIŞTIĞI ÇEVRE

Hâkim, çevre değişikliğinin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini dikkate alır. Ana babadan hangisi, çocuğa daha istikrarlı bir çevre sağlayabilecekse velayeti o tarafa vermelidir.

ANA BABANIN ÇOCUĞA KARŞI İLGİSİ

Hâkim, anne babadan hangisinin çocukla daha kuvvetli bir duygusal bağı olduğunu, boş zamanlarını çocukla geçirmeye daha istekli olduğunu araştırarak çocuğun üstün yararını gözeterek karar verir.

ÇOCUĞA BAKMA İMKÂNI

Velayetin tespitinde ana ya da babadan çocuğa şahsen bakma imkânı dikkate alınmaktadır. Çocuğa şahsen bakma, çocuğun yemeklerinin hazırlanması, kıyafetlerinin alınması, banyo yaptırılması, tıbbi bakımı, ilk temel becerilerin kazandırılması, disiplinin ve eğitimi ve bunun gibi pek çok görevi içermektedir.

AİLE ORTAMININ SAĞLANMASI

Velayet düzenlenirken, taraflardan biri, çocuğa ana baba kardeş modellerinin bulunduğu bir ailede büyüyebilme imkânı veriyorsa, velayetin bu ana ya da babaya verilmesi uygun olur.

BOŞANMADAKİ KUSUR

Velayetin tespitinde temel ilke çocuğun yüksek yararı olduğundan, boşanma halinde kusurlu olan eşe de velayet hakkı verilebilir. Çünkü evlilik birliğini yürütememiş olmak, iyi bir ana- baba olunamayacağı anlamına gelmez.  “Davalı kadının zinası sabit olduğu halde, davacı erkeğin kumar oynaması, eşinin kürkünü bar kadınına vermesi gibi hareketlerini ve çocuklarının yaşlarını göz önünde tutarak, velayetin anaya verilmesi uygun bulunmuştur”. (Y. 2. HD., 06.03.1962 T., 646/1479.)

Fakat eşin boşanmaya neden olan kusuru, kendisinin velayete uygunluğunu şüpheye düşürecek bir kusur ise, hâkim bu durumu çocuğun yüksek yararı ilkesi sebebi ile dikkate almalıdır. Akıl hastalığı, terk, küçük düşürücü suç işlemek, haysiyetsiz hayat sürme sebepleri ile gerçekleşen boşanmada velayetin verilmesinde bu kusurlar dikkate alınmalıdır.

KARDEŞLERİN DURUMU

Boşanma sonucunda kardeşlerin ayrı taraflara verilmesi, ailenin parçalandığı hissini kuvvetlendirebilecektir. Oysa çocukların yararı boşanmadan sonra da birlikte yaşamalarını gerektirir. Doktrinde ve uygulamada da hâkim görüş, kardeşlerin velayetlerinin aynı tarafa verilmesi gerektiğidir.

Boşanmanın çocuğa ilişkin sonuçları ile ilgili daha detaylı bilgi sahibi olabilmek için boşanma avukatı ile görüşme sağlanmalıdır.

This Post Has One Comment

  1. Hakan

    Oldukça bilgilendirici bir makaleydi. Teşekkürler.

Bir yanıt yazın